DR. KEMAL TEKDEN: BUGÜNÜN SİLAHI TANK TÜFEK DEĞİL, SİNEMA SOSYAL MEDYA

Tekden Grup Yönetim Kurulu Başkanı Opr. Dr. Kemal Tekden, gençlere dayatılmak istenen sapkın düşüncelerin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Dr. Tekden, tuzağa düşürülmek istenen gençlere yönelik yapılmak istenenleri sıralayarak, “Yüce Resul “Düşmanın silahıyla silahlanın” buyurmuş asırlar öncesinden. Ne muhteşem bir öngörü değil mi? Bugünün silahı top, tüfek, tank değil asla. Sinema, TV, sosyal medya, bilgisayar oyunları, çizgi filmler ve daha neler neler bugünün silahları. Bunlara sahip olamaz ve kullanamazsak çağın gündeminde gençlerin boğulmasını seyredip dururuz acı acı” dedi.

Son zamanlarda LGBT’liler olmak üzere sapkın bazı düşüncelerin gençlere dayatılması, gençlerin tuzaklara düşürülmesiyle ilgili farklı fikirler ve düşünceler ortaya konuluyor. Bu değerlendirmelerle ilgili bir yazı kaleme alarak kendi Tekden Hastanesi ve Tekden Kolejinin Yönetim Kurulu Başkanı, 25. Dönem Kayseri Milletvekili Opr. Dr. Kemal Tekden, yaptığı açıklamada önemli konulara dikkat çekti. Kendisine ait internet sitesinde yayımlanan ‘LGBT’nin Tedavisi başlıklı yazısında şu ifadeler yer aldı;

“Rahmetli Cemil Meriç’in bu anlamda harika bir sözü var: “İzmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir. İtibarları, menşeylerinden geliyor: Hepsi Avrupalı.” Geçtiğimiz iki asırda dünya izm’lerden çok çekti. Bu yüzden sırf Avrupa’da yüz milyona yakın insan öldü. 21. asra girince ise sadece kapitalizm kaldı. Ama bu da hiç birini aratmıyor. Kapitalist Küresel Sermaye sahipleri insanlığı istedikleri, hiçbir kutsalı olmayan bir şekle sokmak için her türlü sapık zihniyeti moda gibi ortaya sürüyor. Son zamanlarda bu çevrelerce dayatılan ve teşvik edilen LGBT gibi çıkışlar da bu yüzden. Geçtiğimiz günlerde katıldığım “ÇAKOP-Dünya Çocuk ve Aileyi Koruma Platformu”nun uluslararası sempozyumunda konu buydu ve bana da bir konuşma düştü. Çok ciddi hazırlanılmış olan bu programda konuşan psikiatrist ve psikologlar genellikle cinsel sapkınlık içine giren gençlere karşı nasıl bir tedavi uygulamak gerektiği üzerine konuştular. Bu konuşmalar ve açıklamaların hemen hepsi oldukça kapsamlı ve ufuk açıcı idi.

Sıra bana geldiğinde, bu günlerde şeytanın daha fazla seferde olduğunu ve özellikle gençleri çok sevdiğini söyledim. Şeytanın yaptıklarından şikayet etmekten kendimiz ne yapacağımızı unuttuğumuzu da belirttim. İnsanları toplumdan kopuk tek tek fertler haline getirince onları yoğurmak şeytan veya Küresel Sermaye denen çevreler için daha kolay oluyor elbette. İnsanı değiştirip istedikleri gibi kullanacakları yarı robot (Cyborg) haline getirmek tabii ki onlar açısından çok daha güzel olacak. Bu sayede ayakbağı olan aile, milli anlayışlar ve dinler de böylece ortadan kalkmış olacak.

Peki bu sıkıntılı durumda biz neler yapabiliriz? Sadece her çıkan moda anlayışa karşı telaşlanıp tedavi çareleri aramak, reaksiyoner davranmak çözüm değil. Öncelikle gençlerimizi anlamaya çalışmak ve onlara sahip çıkmak bizim en büyük sorumluluğumuz. Bunu onlara nasihatler verme gibi bir hataya düşerek asla değil, onlarla kalbi yaklaşım içinde olarak başarabiliriz. Bu da onlarla dost olarak, sohbet ederek mümkün ancak.

Şeytanın yolu aslında fıtrata aykırı olduğu için çok daha zor. Ama o bunu başarıyor ve adeta bizim aklımızla da alay ediyor. Mesela şöyle bir haber vardı geçenlerde “Kadınlar, anneliğe isyan ediyor, artık erkeklerde anne olmalı diyorlar.” Maalesef işte bu kadar işin tabiatına ve tıbba ters bir düşünceyle bile dünyada tesir bırakıyorlar. Biz ise doğru olanı, hak olanı ortaya koymakta zorluk yaşıyoruz. Vah bize…

Batı’nın arayıp bulamadığı muhteşem bir medeniyetin varisleriyiz oysa. Bu değerlerimizi gençlerin sevecekleri şekilde çağdaş teknik ve vasıtaları kullanarak işlemeliyiz. Bakın o zaman ne olağanüstü gelişmeler olacak. Küresel sermayenin yeni modaları karşısında böylece alternatifler üretmek işin tek çözümü bence. Bir zamanlar şikayet ede ede seyredilen dizi filmlerin “Diriliş Ertuğrul” dizisi çıkınca ortadan kaybolduğunu düşünün bir kere. Benzeri ne harika işler çıkar bizim kadim kültür ve medeniyetimizden.

Yeter ki bugünkü gençlerin ruhuna uygun olsun her şey, onların frekansına uygun çağdaş teknik ve yöntemlerle yapılsın işler. Yüce Resul “Düşmanın silahıyla silahlanın” buyurmuş asırlar öncesinden. Ne muhteşem bir öngörü değil mi? Bugünün silahı top, tüfek, tank değil asla. Sinema, TV, sosyal medya, bilgisayar oyunları, çizgi filmler ve daha neler neler bugünün silahları. Bunlara sahip olamaz ve kullanamazsak çağın gündeminde gençlerin boğulmasını seyredip dururuz acı acı. Kendi gündemini oluşturamayanlar, başkalarının gündeminde boğulurlar çünkü. Bu yüzden reaksiyoner olamayız asla. Bütün insanlığa mutluluk getirecek bir medeniyetin varisleri olarak, değerlerimizi bugünkü gençliğe ve hatta bütün insanlığa bugünün silahlarıyla aktarabilmek bizim sorumluluğumuz ve boynumuzun borcu. Başarılı olmak için bu çağdaş teknikleri düşmandan daha çok ve daha etkin kullanmak mecburiyetindeyiz. Gençlerimiz insanımıza hizmet için sadece doktor, mühendis, hukukçu vs olmak zorunda değil, yeteneklerine göre sinemacı, senarist, yönetmen, bilgisayar oyuncusu da olabilirler ki çok da iyi yapmış olurlar. Hatta çizgileri sağlam olursa ülkelerine, davalarına, insanlığa daha büyük katkı sağlarlar böylece. O zaman sapkınlıklar da temelden çözülmüş olur.

Bütün sapıklıkların çözümü milli ve İslami değerlerimize sahip sağlam bünyeli gençler yetiştirmekte. Bu sebeple başta kendimi ve bütün dostları aksiyoner ve aktif iyi olmaya davet ediyorum. Allah ferasetimizi ve basiretimizi arttırsın.”