Dijital Ekonomi, Analog Seçim!

Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu: "Oda seçimlerini değil, temsil anlayışını dijitalleştirmeliyiz"

GÜNDEM Yayın: 03 Ekim 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 03.10.2026 19:26:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
34 okunma
Google News

Ticaret ve sanayi odalarında seçim heyecanı yaşanırken, binlerce işletmeyi ve sektör temsilcisini ilgilendiren seçimler üzerinden daha büyük bir tartışmanın başlatılması gerektiği belirtiliyor.

Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, 2026 yılında yapay zekâ, e-ticaret, dijital ihracat ve siber güvenliğin iş dünyasının merkezine yerleştiğine dikkat çekerek, oda ve meslek komitelerinin çalışma biçimlerinin de dijital çağın ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınması gerektiğini ifade ediyor.

Topuzoğlu'na göre tartışılması gereken konu yalnızca "elektronik oy kullanabilir miyiz?" sorusu değil.

Asıl soru: "21. yüzyıl ekonomisini, 20. yüzyılın temsil yöntemleriyle ne kadar sürdürebiliriz?"

"Dijitalleşme sandığı internete taşımaktan ibaret değil"

Oda seçimlerinde dijital dönüşüm denildiğinde ilk akla gelen konunun elektronik oy verme olduğunu belirten Topuzoğlu, bunun yalnızca dönüşümün bir parçası olduğuna dikkat çekiyor.

Güvenli dijital kimlik, seçmen doğrulama, oy gizliliği, siber güvenlik, bağımsız denetim ve seçim sonuçlarının doğrulanabilirliği gibi konuların birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Topuzoğlu, teknolojinin seçim sisteminin yerine geçmesi değil, sistemi daha şeffaf ve erişilebilir hale getirmesi gerektiğini vurguluyor.

Topuzoğlu, gelecekte hukuki ve teknik altyapının uygun hale gelmesi durumunda hibrit seçim modellerinin de tartışılabileceğini belirtiyor. Ancak burada kritik konunun teknoloji değil, güven olduğunu söylüyor. Çünkü bir seçim sisteminin en önemli özelliğinin hızlı olması değil, güvenilir olması gerektiğine dikkat çekiyor.

"Odalar sadece seçim zamanı hatırlanmamalı"

Topuzoğlu, oda tartışmasının yalnızca seçimlerle sınırlandırılmaması gerektiğini belirterek önemli bir noktaya dikkat çekiyor:

"Bir oda, üyelerinin yalnızca seçim döneminde hatırladığı bir kurum olmamalı."

Günümüz işletmesinin artık sadece bulunduğu şehirde faaliyet göstermediğini belirten Topuzoğlu; "Bugün Kayseri'deki bir işletme İstanbul'a, İstanbul'daki bir işletme Londra'ya satış yapabiliyor. Bir yazılım şirketinin müşterisi dünyanın diğer ucunda olabilir. Bir sanayi kuruluşu üretim hattında yapay zekâ kullanabilir. Bir KOBİ birkaç çalışanla küresel pazara açılabilir. Ekonomi değiştiyse, işletmeler değiştiyse temsil mekanizmalarının da bu değişimi yakalaması gerekiyor." diyor.

"Meslek komiteleri veriyle çalışmalı"

Topuzoğlu, oda bünyesindeki meslek komitelerinin de yeni dönemde teknolojiden daha fazla yararlanabileceğini belirtiyor.

Bir meslek komitesinin sektörüne ilişkin karar ve öneriler geliştirirken yalnızca toplantı gündemlerine değil, güncel verilere de ulaşabilmesi gerektiğini ifade eden Topuzoğlu, yapay zekâ destekli veri sistemlerinin bu noktada önemli bir imkân sunduğunu belirtiyor.

Bu sistemlerle sektördeki firma sayıları, istihdam eğilimleri, ihracat verileri, personel ihtiyacı, dijitalleşme oranı, siber güvenlik riskleri, yapay zekâ kullanım alanları ve mevzuat değişikliklerinin sektöre etkileri düzenli olarak analiz edilebilir.

Böylece meslek komiteleri sadece sorunları konuşan yapılar olmaktan çıkarak, veriye dayalı politika ve çözüm önerileri geliştiren yapılara dönüşebilir.

"Yapay zekâ oda meclislerinin yardımcısı olabilir"

Topuzoğlu, yapay zekânın oda meclislerinin çalışma süreçlerinde de kullanılabileceğini belirtiyor.

Meclis gündemlerinin dijital ortamda paylaşılması, tekliflerin toplantı öncesinde incelenmesi, geçmiş kararların kolayca erişilebilir hale getirilmesi ve raporların yapay zekâ tarafından özetlenmesi gibi uygulamaların karar süreçlerini destekleyebileceğini ifade ediyor.

Ancak burada önemli bir sınır olduğunu özellikle vurguluyor:

"Yapay zekâ karar verici olmamalı. Yapay zekâ, karar vericinin önündeki veriyi anlamlandıran bir yardımcı olmalı."

"Oda ekonomik veri merkezine dönüşebilir"

Topuzoğlu'na göre geleceğin odalarının en önemli görevlerinden biri de üyelerine doğru ve anlamlı veri sunmak olabilir.

Bir işletme kendi sektörünün geleceğini daha iyi görebilmeli. Hangi sektör büyüyor? Hangi alanlarda personel ihtiyacı var? Hangi ülkelerde yeni ihracat fırsatları oluşuyor? Hangi teknolojiler sektörü değiştirecek? Siber riskler hangi alanlarda yoğunlaşıyor? Yapay zekâ hangi iş süreçlerini dönüştürüyor?

Bu sorulara mümkün olduğunca güncel verilerle cevap verilebilmesi gerektiğini belirten Topuzoğlu, odaların gelecekte "ekonomik veri ve analiz merkezleri" gibi çalışabileceğini ifade ediyor.

"Asıl seçim, nasıl bir oda istediğimiz konusunda"

Oda seçimlerinin yalnızca başkanların, yönetimlerin veya komitelerin belirlenmesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Topuzoğlu, seçimlerin aynı zamanda gelecek vizyonunun tartışılması için bir fırsat olduğunu söylüyor.

"Bugün yapay zekâyı, siber güvenliği, dijital ihracatı, e-ticareti, otomasyonu ve yeşil dönüşümü konuşuyoruz. Yarın bunlar işletmeler için tercih değil, zorunluluk haline gelecek. O halde işletmeleri temsil eden kurumların da bu dönüşümün gerisinde kalmaması gerekiyor."

Topuzoğlu'na göre önümüzdeki dönemde odaların üyeleriyle iletişimini dijitalleştirmesi, sektör verilerini daha etkin kullanması, komiteleri veriyle desteklemesi ve üyelerin karar süreçlerine daha fazla katılmasını sağlayacak mekanizmalar geliştirmesi önemli hale gelecek.

"Dijital dönüşüm sandığı değiştirmek değil, sistemi değiştirmektir"

Oda seçimleri üzerinden başlayan tartışmanın aslında çok daha büyük bir dönüşümün habercisi olduğunu belirten Topuzoğlu, şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Dijital dönüşüm sadece sandığı internete taşımak değildir. Dijital dönüşüm, temsil anlayışını değiştirmektir. Üye sadece dört yılda bir oy veren kişi olmamalı. Yıl boyunca fikrini, sorununu ve önerisini sisteme aktarabilmeli. Komitesi bu veriyi değerlendirebilmeli. Meclisi çözümü tartışabilmeli. Yönetim de yapılan çalışmanın sonucunu üyeleriyle paylaşabilmeli."

Topuzoğlu, geleceğin odalarının teknoloji kullanan kurumlar olmanın ötesine geçerek veriyle düşünen, yapay zekâdan yararlanan, siber güvenliği merkeze alan ve üyeleriyle sürekli iletişim halinde olan kurumlara dönüşmesi gerektiğini ifade ediyor.

Ve belki de gelecekte oda seçimlerinden sonra sorulacak en önemli soru "Kim seçildi?" değil, "Seçilen yönetim, üyeleri ve sektörleri için neyi değiştirdi?" olacak.

Çünkü dijital çağda seçim yalnızca sandıkta yapılmıyor. Asıl seçim, geleceğe nasıl bir temsil sistemi bırakacağımız konusunda yapılıyor.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.