Mobilya ihracatında Fransa ivmesi
Türkiye mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü ağustos ayında yüzde 1,1 azalışla 648,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İlk 10 pazar içinde Fransa’ya ihracat yüzde 27, Fas’a yüzde 21,7, Birleşik Krallık’a yüzde 13,9 ve ABD’ye yüzde 10,6 arttı.

Ağustos ayı performansını değerlendiren AKAMİB Başkanı Adem Derinel, “Sektör ihracatında genel görünüm sınırlı bir gerilemeye işaret etse de Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi önemli pazarlardaki artışlar ihracatçımızın pazarlarını koruma ve geliştirme kabiliyetini gösteriyor. Bu kazanımların kalıcı hale gelmesi için maliyet yapımızı gözeten ve fiyat rekabetinde elimizi güçlendiren desteklere ihtiyaç duyuyoruz.” dedi.
Ağustos ayında Türkiye mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü 648 milyon 507 bin dolarlık ihracat gerçekleştirerek geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 düşüş kaydetti. Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB) ise ağustos ayında yüzde 11,3 düşüşle 73 milyon 832 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Yılın ilk sekiz ayında Türkiye geneli sektör ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 azalışla 5 milyar 121 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, AKAMİB’in ihracatı yüzde 14,3 düşüşle 540 milyon 473 bin dolar oldu.
Irak liderliğini korudu, Fransa güçlü yükseldi
Türkiye genelinde ağustos ayında sektör ihracatında ilk beş pazar Irak, ABD, Birleşik Krallık, Fas ve Fransa oldu. İlk 10 pazar içinde en yüksek artış yüzde 27 ile Fransa’ya, yüzde 21,7 ile Fas’a ve yüzde 13,9 ile Birleşik Krallık’a yapılan ihracatta gerçekleşti.
AKAMİB’in ağustos ayı ihracatında ise Irak ilk sıradaki yerini korurken, Fransa, Suriye, Romanya ve Çin en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında yer aldı. Birlik ihracatında en dikkat çekici yükseliş yüzde 272,6 ile Fransa’ya, yüzde 30,1 ile Fas’a, yüzde 16 ile Suriye ve ABD’ye yapılan ihracatta kaydedildi.
Ocak-ağustos döneminde Türkiye’nin en büyük pazarı 620,7 milyon dolarla yine Irak oldu. Bu ülkeyi sırasıyla Birleşik Krallık, ABD, Fas ve Libya takip etti. İlk sekiz ayda ilk 10 pazar içinde en güçlü artış yüzde 18,5 ile Fransa’ya ve yüzde 13,1 ile Bulgaristan’a yapılan ihracatta gerçekleşirken, KKTC’ye ihracat yüzde 17,6 artışla 86,3 milyon dolara yükseldi.
AKAMİB’in ocak-ağustos ihracatında da Irak liderliğini korurken; Suriye, Fransa, Almanya ve Romanya diğer sıralamaları oluşturdu. İran pazarı yüzde 135,6’lık artışla en güçlü büyümenin yaşandığı ülke olurken, Fransa’ya ihracat yüzde 72,3, Suriye’ye yüzde 28,4, KKTC’ye ise yüzde 7,3 arttı.
“Fiyat rekabetinde elimizi güçlendirecek desteklere ihtiyaç var”
Ağustos ayı sonuçlarını değerlendiren AKAMİB Başkanı Adem Derinel, sektörün ihracat performansında pazar bazında farklılaşan bir görünüm yaşandığını belirterek şunları söyledi: “Ağustosta sektör ihracatımız sınırlı bir gerileme gösterirken Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi pazarlarda kaydettiğimiz artışlar önemli. AKAMİB özelinde de Fransa’ya ihracatımızdaki güçlü yükseliş, firmalarımızın yeni fırsatları değerlendirme kabiliyetini ortaya koyuyor. Ancak küresel pazarlarda rekabet artık yalnızca kalite ve tasarımla değil, fiyatla da şekilleniyor. Mobilya sektöründe üretimin birçok aşaması nitelikli insan emeğine dayanıyor. İşçilik maliyetlerine enerji, hammadde, lojistik ve finansman giderleri de eklendiğinde ihracatçımızın üzerindeki toplam maliyet baskısı belirgin biçimde artıyor.”
Döviz dönüşüm desteğinin ihracatçının finansal yapısını güçlendiren önemli bir araç olduğunu vurgulayan Derinel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Destek mekanizmalarının sektörlerin üretim ve maliyet yapısını dikkate alacak şekilde kurgulanmasının daha etkili sonuç vereceğine inanıyoruz. Mobilya gibi yüksek istihdam sağlayan ve emek yoğun üretim yapan sektörlerin daha yüksek oranlarda desteklenmesi fiyat rekabetinde elimizi güçlendirecektir. Maliyet artışlarını ürün fiyatlarına tamamen yansıtamadığımız bir dönemde ihracatçının yükünü hafifletecek uygulamalar kritik önem taşıyor. Mevcut pazarlarımızdaki konumumuzu korurken yeni pazarlara açılabilmemiz için finansmana erişimi kolaylaştıran, üretim maliyetlerini azaltan ve katma değerli üretimi teşvik eden desteklerin güçlendirilmesini bekliyoruz.”
“Seyahat kararlarında destinasyon kadar programın içeriği de önemli”
26 yıllık verilerin sahadaki değişimin uzun dönemli olarak izlenmesine olanak sağladığını belirten Toprak Turizm Genel Müdürü Adem Toprak, “Sahadaki gözlemlerimizle deneyimlediğimiz dönüşümü, kullandığımız turizm otomasyon sistemimizde biriken veriler üzerinden de takip ediyoruz. Bugün muhafazakâr kültür turlarımıza katılan misafirlerimizin yaklaşık %48’inin daha önce hac veya umre organizasyonlarımızla seyahat etmiş kişilerden oluştuğunu görüyoruz. Yaklaşık her iki kültür turu misafirimizden birinin geçmişinde hac veya umre seyahatinin bulunması, bu tecrübenin zaman içinde farklı ülke ve medeniyetleri keşfetmeye doğru genişlediğini gösteriyor” dedi.
Seyahat kararlarında destinasyonun yanı sıra programın içeriği ile sunulduğu ortamın da belirleyici olduğuna dikkat çeken Toprak Turizm Yurt Dışı Turlar Direktörü Cihat Toprak ise değişen beklentileri şöyle anlattı:
“Bugün misafirlerimiz, yeni bir ülke görmenin yanı sıra, gittiği coğrafyanın tarihini, kültürünü, mimarisini ve medeniyet hafızasını anlamak istiyor. Bunu da kendi yaşam tarzıyla uyumlu, güvenli ve değer odaklı bir seyahat ortamında yaşamak istiyor. Bugün artık seyahatin nasıl ve kimlerle deneyimlendiği de önem taşıyor.”
Müslüman dostu turizm seçenekleri çeşitleniyor
Türkiye’deki muhafazakâr gezginlerin destinasyon tercihleri, seyahat coğrafyasının giderek çeşitlendiğini gösteriyor. Osmanlı mirasının izlerini taşıyan Büyük Balkan Turları, Türk-İslam medeniyetinin merkezlerini kapsayan Özbekistan programları ve kadim uygarlıklarıyla Mısır, kültür rotaları arasında yer alıyor.
Avrupa’da İspanya-Endülüs, İtalya ve Orta Avrupa programları ilgi görürken, Uzakdoğu’da ise Japonya ve Güney Kore tercih ediliyor. Malezya’nın Singapur ve Bali ile birlikte sunulduğu kültür rotaları da Müslüman dostu turizm altyapısı çerçevesinde şekillenen seyahat seçenekleri arasında bulunuyor. Vietnam ve Kamboçya programlarına yönelik talebin son dönemde artması ise muhafazakâr Türk gezginlerin yöneldiği coğrafyaların Güneydoğu Asya’ya doğru genişlediğini ortaya koyuyor.
Hac ve umre tecrübesi kültür turizmine aktarılıyor
Hac ve umre organizasyonlarında yıllar içinde oluşan operasyon deneyimi, muhafazakâr kültür turlarındaki hizmet anlayışının şekillenmesine katkıda bulunuyor. Müslüman gezginlerin ibadet düzeni, gastronomi tercihleri, aile yapıları ve grup içindeki beklentileri hakkında edinilen bilgi birikimi, farklı ülkelerde düzenlenen programların planlanmasında kullanılıyor.
Bu tecrübenin kültür turlarına nasıl yansıdığını anlatan Toprak Turizm Yurt Dışı Turlar Direktörü Cihat Toprak, “Türkiye’de hac ve umre organizasyonları, seyahat hizmeti üretmenin yanı sıra, Müslüman gezgini tanıyan, beklentilerini bilen ve hassasiyetlerini anlayan önemli bir sektör hafızası oluşturdu. Namaz vakitlerinden helal gastronomiye, ailelerin beklentilerinden grup yapısına kadar bugün muhafazakâr kültür turlarında dikkate aldığımız pek çok konu, bu uzun tecrübenin kültür turizmine aktarılmasıyla gelişti” açıklamasını yaptı.








