Av. Muhammed Uğur DEMİR Cehenneme Bir Adım Kala G-JRV5JEP520, google.com, pub-9071591493755097,
lions life
ortopedi sol taraf
tekden site sağı sünnet
lösev
Yazı Detayı
10 Ağustos 2021 - Salı 09:30 Bu yazı 77 kez okundu
 
Cehenneme Bir Adım Kala
Av. Muhammed Uğur DEMİR
lifoshukuk@outlook.com
 
 

28 Temmuz tarihinde başlayan orman yangınları özellikle kıyı şeridimizde onarılması güç hasarlar bıraktı. Yangınlar halen birkaç bölgede devam ederken bu konuyu masaya yatırmak gerekiyor.

Doğa harikası olan ormanlarımız henüz kesinlik kazanmayan nedenlerle kül oldu. Çıkan yangınlarda sabotaj olma ihtimali üzerinde duruluyor. Konu ile ilgili soruşturmalar neticesinde orman yangınlarının sebebi aydınlığa kavuşacaktır.

Hava sıcaklarının çok yüksek olduğu günlerde yangını kontrol altına almak hayli güç oldu. Devlet bütün imkânlarını seferber etmesine rağmen yangınlar on binlerce hektar ormanımızı yaktı geçti. Hatta bazı bölgelerde yangın, artık yanacak ağaç kalmadığı için kendiliğinden söndü. İktidar ve muhalefetten birçok insan sahada iyi niyetli olarak yangınla mücadele etti. Ancak ne yazık ki iklim koşulları, bölgenin fiziksel yapısı, önleyici tedbirlerin yetersizliği ve müdahalelerde yaşanan aksaklıklar gibi birçok unsurun etkisiyle ormanlarımızın büyük oranda zarar görmesinin önüne geçilemedi.

Ormanlarımızın Hukuki Koruması Yeterli mi?

Orman amenajman etütlerine göre Türkiye’nin orman arazisi büyüklüğü 20.703.122 hektar kadardır. Bu veri esas alındığında, ülke alanının 26.4’lük bir payının orman arazilerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu oran Almanya’da 30.7, Yunanistan’da 46.7, İtalya’da 47.0, Japonya’da 67.8, A.B.D.’nde 32.4, Finlandiya’da 76.7’dir. Buna göre yurdumuz ormanca orta zenginlikte bir ülke konumunda olsa da Avrupa ülkelerinin birçoğundan daha az oranda ormana sahip. Bu sebeple ormanlarımızı korumak için her türlü idari ve hukuki tedbir alınmalıdır.

Anayasal açıdan;

Anayasamıza göre; “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir…”

Ne yazık ki ormanlarımızı koruyamadık. Yaz aylarında ormanlarımızda çıkabilecek bir yangının ne kadar tehlikeli sonuçlar doğuracağı öngörülemeyecek bir durum değil. Hava sıcaklıklarının artması, yerdeki otların kuruması, ormanların bilinçsizce kirletilmesi gibi birçok sebep birleşerek ormanlarımızı tehdit altında bırakıyor. Birçok noktada eş zamanlı yangınların çıkması sebebiyle yangından sonraki müdahalelerde yaşanan aksaklıklar bir nebze anlaşılabilir. Ancak önleyici tedbirlerin de yetersiz olduğunu gördük. Birçok yangın doğal sınırlarına ulaştıktan sonra kontrol altına alınabildi. Anayasamızın metninden anlaşılacağı gibi devlet, ormanların korunması için gerekli tedbirleri almalıdır ve her duruma hazırlıklı olmalıdır. Devlet riskler karşısında bir şahıs gibi değerlendirme yapamaz. Şahısların bir olayda gözden kaçırabileceği hususlar olabilir. Ancak devlet her duruma hazırlıklı olmalıdır. Mevzuatlar düzenlenirken ve yerine getirilirken bütün riskler göz önünde bulundurulmalı, buna yönelik tedbirler alınmalı ve mevzuat eksiksiz uygulanmalıdır. Bu, devletin anayasal sorumluluğudur. Sorumluluğun yerine getirilememesinin bahanesi olmaz.

Ceza Hukuku açısından;

Ülkemizde, kasten orman yakma suçunun cezası; 10 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası ve on bin güne kadar adli para cezası olarak belirlenmiş, üst sınır ise belirtilmemiştir. Diğer yandan orman yakma suçunun terör faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunda müebbet hapis cezası ve yirmi bin gün adli para cezasına hükmedilir. Orman yangını neticesinde ölüm ve yaralanma gerçekleşmesi durumunda bu suçlardan verilecek cezalar da ayrıca uygulanır. Anayasamıza göre orman suçları af kapsamının dışında tutulur.

Ceza hukuku açısından orman suçlarına karşı öngörülen cezalarda suç ve cezanın orantılılığı ilkesinin kanun koyucu tarafından gözetildiğini söylemek mümkün.

İdare Hukuku açısından;

Dünyada görülen orman yangınlarının 98,8 kadarı bilerek ya da istem dışı olarak insanların çeşitli etkinlikleri sonucu meydana gelmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere ancak 1,2’si doğal nedenlerle oluşmaktadır. Bu verilere göre ormanlarımızı insanlardan korumaya odaklanmak şart.

Ormanlarımızı insanlardan korumamız şart ise idarenin takdir yetkisini azaltmak için 2/B Uygulamasına düzenleme getirilmesi gerekiyor. Neden mi? Çünkü kanun bu şekliyle ormanlarımızı sabotaja açık hale getirmekte. 2/B uygulaması olarak bilinen Orman Kanununun 2. Maddesine göre; “bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden … şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları orman sınırları dışına çıkartılır”.  Ormanlık arazilerin denizle kesiştiği yerlere yapılan otellerin hukuki dayanağı da bu uygulama. Orman Kanununun 2. maddesi hem yoruma gereğinden fazla açık hem de sabotajlara kapı aralar nitelikte. Kanunlarımızca, kamuya ait orman arazilerine yapılan yapılara devlet el koyabiliyor. Yani ormanlık arazilere yapılan yapılara devlet el koyar ve yapı sahibinin menfaatini sonlandırır. Ancak yangın sonucunda orman niteliğini tam olarak kaybetmiş araziler, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartılabiliyor. Bu araziler böylelikle üzerinde yapılar oluşturmaya müsait hale geliyor. Daha sonrası ise malumun ilanı! 5 yıldızlı oteller, tatil köyleri, turistik işletmeler vs.! Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır ki; ormanlarımız, idarenin takdir yetkisine bırakılamayacak kadar değerlidir. Bir bölgenin orman niteliğini kaybettiğine ilişkin karar Tarım ve Orman bakanlığınca oluşturulan komisyon tarafından verilir. Yine Orman Kanununun 16. Maddesini incelediğimizde orman içerisinde maden araması Çevre ve Orman Bakanlıklarının iznine tabi tutulmuş. Ormanlarımızın geleceği iktidarda kim olursa olsun bir bakan, bürokrat, idareci, belediye başkanının iki dudağı arasına bırakılamaz. Bu konuda düzenleme talep etmek her vatandaşın hakkı. Biz bugün bu düzenlemeleri talep etmezsek ormanlarımızda yaşanabilecek felaketlerin önüne geçemeyiz. Ormanlarımızla ilgili karar yetkilerinin bir an önce T.B.M.M.’ye verilmesi ve uygulamadaki denetim mekanizmalarının artırılması gerekir.

Kanun düzendir. İyi kanun, iyi düzendir. Kanunlar ne kadar iyi olursa olsun, kanunlardan verim almanın yolu sağlam bir denetim mekanizmasının kurulması ile mümkündür.

 
Etiketler: Cehenneme, Bir, Adım, Kala,
Yorumlar
Haber Yazılımı